Peter Zumthor

December 11, 2015

 

 Bu hafta Peter Zumthor ve onun mimari yaklaşımı üzerine konuştuk ve tartıştık. Mimar 1943’te İsviçre de mobilyacı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Marangozluk onun ahşap üzerinde uzmanlaşmasını sağladı. Mimari felsefesi genel olarak fenomenolojiye dayanıyor. Zumthor ve birkaç eseriyle ilgili izlediğimiz kısa bir videonun ardından, mimarın Almanya’da inşa ettiği Bruder Klaus şapeli üzerinden konuşmaya başladık. Şapelin inşa sürecinin Zumthor, işveren ve bir komşusu tarafından yürütülmüş. İnşası altı yıl süren şapelin taşıyıcı sisteminde -farklı bir şekilde-beton yığma yapı tarzında kullanılmış. Daha sonra mimarın eserleriyle ilgili şu tespitleri ortaya koyduk: Mimar yalnız içselleştirebildiği projeleri alıyor ve eserleri genelde vernaküler mimarinin farklı bir yorumu olarak görülüyor. Pritzker ödülünde de görüldüğü üzere, diğer yıldız mimarlardan farklı olarak mimar genelde küçük ölçekli işler yapıyor ve bu işlerin her detayıyla ilgileniyor.Mekâna giren kişi ne hissetmeli?’ sorusundan yola çıkarak malzemeyi seçiyor ve onu yorumlayıp kurgulamaya çalışıyor. Tasarladığı mekânlar yalnız görme duyusuna değil birçok farklı duyuya –dokunma, koklama, hissteme-  hitap ediyor.‘Mimarlık gerçekliği mekân, hacim ve formlardan meydana gelen, maddesel kütledir. Fikirler sadece nesnelerin içindedir ve onların dışında hiçbir fikir bulunmaz.’ Sözü üzerinde detaylı bir düşünce egzersizi yapıldı ve bu kısımda ortaya zihin açıcı bazı sorular atıldı: Nesneleri ve malzemeyi tanımadan, bir mekânı ne derece tanıyabiliriz, tanımlayabiliriz? Duyu verilerimizi bir tarafa bırakırsak nesneye dair birşey den söz edebilir miyiz? Masayı bilip bilmememiz onun varlığına dair bizde bir şüphe uyandırabilir mi, onu bilmememiz olmadığına işaret eder mi? Mavi rengi herkes aynı mavi olarak mı görür ve ya aynı şeyi aynı anda iki farklı kişi farklı mı algılar? Peter Zumthor malzemenin özüne inmeye çalışıyor ve bunu yaparken de birçok farklı yöntem kullanıyor.  Zihinsel sessizliğin elde edilmesi bu yöntemlerden biri olarak karşımıza çıkıyor. Zihinsel sessizlik kavramının tanımı olarak ta ‘bir şeye yaklaşırken ona dair bildiklerimizi paranteze alıp ona neyse o olarak yaklaşmak.’ şeklinde ortaya koyduk. Yapı inşa edilmeden önce yapıda kullanılacak malzeme ile çalışmak mı yoksa malzemeyi niçin nerde kullanmak gerektiğini anlamak mı maddenin özüne inmektir? Sorusunu kendimize sorduk ve günümüzde ‘mış gibi yapmak’ durumunun mimariye zarar verdiğini ve maddenin özünden uzaklaşmamıza sebep olduğunu dile getirdik. Ayrıca isviçredeki Therme Vals hakkında kısa bir değerlendirme yaptıktan sonra buluşmayı sona erdirdik.      

 

Katılımcılara Buluşmadan Önce Sunulan Kaynaklar

 

Katılımcılar

  • Sabit Engin

  • Macit Aslan

  • Furkan Filiz

  • Oğuzhan Koral

  • Ali Furkan Kiracı

  • Kevser Özbekoğlu

  • Mustafa Köse 

  • Eneshan Kavaklı

  • Ömer Faruk Özden

  • Mehmet Şah Maltaş

 

Share on Facebook
Share on Twitter
Please reload

Tanıtılan Yazılar

I'm busy working on my blog posts. Watch this space!

Please reload

Son Paylaşımlar

April 22, 2020

May 6, 2019

Please reload

Arşiv