Antoni Gaudi

December 18, 2015

 

 Mimarlar Ne Der +? serisinin 9. Buluşmasında , bu hafta Antoni Gaudi’yi, eserlerini ve onun mimarlık anlayışını konuştuk. Gaudi’nin yaşantısına baktığımızda çocukken yaşadığı olaylar, mimarlığa bakışının temellerini oluşturuyor. Çünkü kendisi,  küçük yaşlarda iken geçirdiği romatizma hastalığı sebebiyle, okula gidemeyip evinin bahçesinde çokça zaman geçirirmiş. Bahçede geçirdiği zamanlarda ise hep doğayı incelemiş ve dünya bakışını, doğadaki eşsiz güzelliği ilk o zamanlarda hafızasına kazımış. Kendisi ileride tasarlayacağı her yapıda da doğaya bir atıfta bulunarak onunla beraber yaşamayı arzulamış. Eğitiminin 8 yıl sürmüş olması, bu süre zarfında 4-5 yıl kütüphanede yoğun olarak çalışmasından kaynaklanmış. Kütüphanede geçirdiği zamanlarda tarih, coğrafya ve felsefe gibi kitaplar okuduğundan bahsettik. Yalnız elde ettiği ve yapılarına yansıttığı doğa, çocukken deneyimlediği doğa ve bu deneyimler üzerine okuduğu kitaplar sayesinde oluştuğu kanısına varıldı. Doğayı yapılarına yansıtması sırasında kullandığı teknikler ve formlar üzerinde konuştuk. Doğayı taklit etmediğini fakat doğadaki eşşizliği ve doğaçlamayı yapılarının ruhuna katma çabasının üzerinde durduk. Ayrıca böylesine organik formların ilk defa kullanıldığında insanların bu yapıları nasıl kabulleneceğine dair konuşuldu.Dönemin siyasi konjektürüyle birlikte bu yapılara ve benimsenmesine baktığımızda, gaudinin milliyetçi bir katalan olduğu görülüyor ve bu da yapıların daha çok benimsenmesine yol açmış olabileceği öngörüldü. Art nouveau, akımının önemli öncülerinden biri olduğu konuşuldu. Kullandığı inşa tekniğinden bahsedildi. Yapılarında uyguladığı emprovize( doğaçlama ) mozaik uygulamasından bahsettik. Yapıları üzerinden yaptığımız okumalarda ise Casa Vicens yapısındaki kırmızı tuğlaları ve çiçek desenli seramikleri kullandığını konuştuk. Çiçek motiflerini kullanmasının sebebi olarak ise daha önceden orada var olan çiçek bahçesi motivasyon kaynağı olarak gösterildi. Ünlü projesi Park Güelldeki yapıların aslında ticari olarak başarısız bir konut projesi olduğundan bahsedildi. La Pedrera( taş ocağı ) olarak da bilinen Casa Mila yapısı için ise barselonadaki ilk modernist yapı olduğu ve daireler ve ofisler olarak kurgulanan öncül bir yapı olduğu bahsedildi. Katılımcılardan biri Gaudi’nin planları art nouveau stilinde çözdüğünü düşündüğünü belirtti. Son olarak buluşmada geçen Gaudi’nin sözlerinden birkaçını ifade edelim. “ Sanat baştan çıkarıcı olmalıdır. “ “ Güzellik, gerçekliğin bir yansıması ise, ve gerçeklik olmadan da sanat olmuyorsa, gerçeği bulmak için yaratılan bütün varlıklarla temasta olmalıyız” “ Doğayı okumanız gerekiyor zira doğa açık bir kitap olarak duruyor önümüzde “

 

Katılımcılara Buluşmadan Önce Sunulan Kaynaklar

 

Katılımcılar

  • Oğuzhan Koral

  • Macit Aslan

  • Furkan Filiz

  • Sabit Engin

  • Ali Furkan Kiracı

  • Zeynep Yılmaztürk

  • Ömer Faruk Özden

  • Ahmet Fatih Tanç

 

Share on Facebook
Share on Twitter
Please reload

Tanıtılan Yazılar

I'm busy working on my blog posts. Watch this space!

Please reload

Son Paylaşımlar

April 22, 2020

May 6, 2019

Please reload

Arşiv