Frank Lloyd Wright

April 6, 2016

 

  Frank Lloyd Wright hakkındaki söyleşimiz, mimarın "Mekan, tüm ritimlerin içinden akıp geçtiği görünmez bir pınardır." sözü doğrultusunda uyguladığı, ortaklaşan alanlar kullanarak mekanları ve sirkülasyonları birbirine bağlaması ve Japon mimarisinden de etkilenerek tek fonksiyonlu olmayan açık ortamlar oluşturması üzerine olan tartışmamızla başladı. Devamında kullanıcılardan ve ailelerden gelen "Yaşama mekanları daha sakin ve izole olmalıdır." eleştirileri doğrultusunda Wright'ın kişiye özel tasarım yapmaya çalışırken kendi mimari anlayışını dayattığı ve bunun da çağdaşı olan mimarlarla ortak olarak dönemin yaygın algısından kaynaklanan 'yapının mimarın kendisine ait olması' arzusuyla ortaya çıkan bir durum olduğu fikirleri üzerinde duruldu. Bu olumsuz durum içerisinde kalan mimarın sonraki yapılarında fazlasıyla özelleşen binalar yerine birçok kullanıcıya uygun standart tasarımlar yaparak bunu aşmaya çalıştığı belirtildi.    Wright'ın, planlarını oluşturmasında 'tasarımın yapıldığı kişiye göre değil de maddenin biçimine göre' üretim önceliğini ortaya konması ile söyleşinin seyri değişerek, malzeme konusuyla devam edildi. Tasarımcının "Biçim maddeye göre oluşur; mekan, yer ve zamana göre değil." görüşü doğrultusunda yapıda malzemeye verdiği önem, Wright'ın bazı yapılarında yapı malzemesini inşaat bölgesinden çıkararak elde etmesi uygulamasıyla da birlikte düşünülerek aslında malzemenin yapıya mekan, yer, zaman, biçim, taşıyıcılık gibi ögeleri de kendisiyle beraberinde kattığı çıkarımı yapıldı. Devamında, mimarın malzemeyi doğal haliyle kullanmayı savunması tartışmaya açıldı.  Malzemenin doğal halinin kullanımıyla onun tabiatının doğru şekilde kullanılacağı ve yapıya aktarılacağı fikriyle beraber, tasarımcının fikrine karşı olarak malzemenin doğada sürekli bir değişim halinde olduğu, buna benzer şekilde aslında yapıda da müdahale ile  dönüşüme yer olması gerektiği ve böylelikle malzemenin potansiyelinin ortaya çıkarılabileceği görüşleri ortaya çıktı. Malzeme kullanımına verdiği önemle bilinen mimar Peter Zumthor ile benzer şekilde, madde öne çıkarılırken işlevsellik, mekan kullanımı, taşıyıcılık gibi öncellerin geri planda kalabilmesi tehlikesi üzerinde duruldu. Mimarın farklı materyallerle benzer planlar ve açıklıkları çözerken malzemeyi salt bir biçim aracı haline getirdiği düşüncesi ile buna tezat oluşturan, aynı planın farklı malzemelerle uygulanışındaki materyal bilgisi ve kullanımındaki farklılıkların maddenin işlevine uygun kullanımında olumlu ve yeterli bulunması düşünceleri karşılaştırıldı. Materyal kullanımı tartışmasının devamında, Gaudi'nin taşa doğadaki diğer maddelerin formlarını yüklemesi ile benzer şekilde, Antik Yunan tapınaklarında da oluşturulan sabit formların farklı malzemelerle üretilmesi bağlamında Wright'ın bu uygulamalara karşı olarak doğal formların ancak onu doğada içeren malzemeyle oluşturulabileceği fikrini savunması onu farklı kılan bir bakış açısı olarak ele alındı. Bu tartışmalar doğrultusunda, oluşturulan formlar "Taştan dolayı mıdır yoksa taşa rağmen midir?" tezatı irdelendi. Le Corbusier'in ise katedralinde hem sıra dışı bir form kullanıp hem de bu formu taştan üretmesiyle bu iki bakış açısını bir yana bırakarak durumu farklı bir noktaya taşıdığı üzerinde duruldu. Maddenin potansiyeli ve kullanımına ilişkin değerlendirmeleri, malzemenin tasarım aşamalarının neresine dahil olması gerektiğine yönelik fikirler izledi. Projelerimizi üretirken işe malzemeyle başlamak gerektiği; ancak genel uygulamanın yapı formu ile fikrinden sonraki sırada malzeme kararıyla devam ettiği ve bu durumun tasarım adına bizi olumsuz bir yola sokabileceği görüşü öne sürüldü. Wright ile birlikte mimarlık literatüründe önemli bir yer kazanan 'organik mimari' kavramı ele alındı. Organik mimariye getirilen tanımlar 'yapının doğayla uyumlu olması' ile başlayıp bu tanımı 'yer, mekan, ölçek, malzeme, ışık ve dekorasyon' kavramlarını içeren geniş bir tanımlama izledi. Farklı bir bakış açısı olarak 'doğanın içten gelen yaşam ilkesi' oluşu ile doğanın 'mimarın kendi doğası ve iç dünyası' olması ortaya konuldu. Söyleşinin son bölümünde, Wright'ın bir tasarımcı olarak mekanlarının kullanıcılarıyla olan ilişkisi konuşuldu. Kendini halkla ilişkiler konusunda yeterli görmemesi ve bunu fazla gerekli bulmaması, bu anlayışın bir sonucu olarak da yapılarını genellikle şehir merkezlerinden uzakta yapması arasındaki bağlantılar ele alındı. Ardından, müşterileriyle olan pek de duyarlı sayılamayacak iletişimi de konunun dahilinde olumsuz yaklaşımlar olarak değerlendirildi. Bu noktada, tasarımcının kullanıcıya yapıcı bir şekilde yönelmesi gerektiği konuşularak tartışma nihayetlendirildi.

 

 

Katılımcılara Buluşmadan Önce Sunulan Kaynaklar

Katılımcılar

 

Share on Facebook
Share on Twitter
Please reload

Tanıtılan Yazılar

I'm busy working on my blog posts. Watch this space!

Please reload

Son Paylaşımlar

April 22, 2020

May 6, 2019

Please reload

Arşiv