Renzo Piano

November 26, 2015

 

 

Renzo Piano’nun mimarlık anlayışının, mimarlık tanımlarının tartışıldığı, mimari yapılarının üzerinden okumaların yapıldığı bir buluşma oldu. İlk olarak Renzo Piano’nun en önemli yapılarından birisi olan Pompidou Center üzerinden Piano’nun esnek plan anlayışı ile mekanlarını şekillendirdiği konuşuldu. Esnek plan anlayışının halka açık, akışkan hareketli mekanlar oluşturmak için kullanılabilecek iyi bir sistem olduğu belirtildi. Pompidou’nun sirkülasyon ve servis elemanlarını dışarıya çıkartarak mevcut yapının yarısına inşa edilerek daha fazla boşluk insanlara sunulmuştur. Pompidou’nun günlük beş bin ziyaretçi geleceği düşünülerek inşa edilip günümüzde bu sayının günde ortalama yirmi beş bin kişiye çıkması ve mekanın bunu kaldırması Piano’nun gelecek kaygısı ile yapılarını şekillendirdiği konuşuldu. Bunun en büyük göstergelerinden biri de 1977 yılında yapılan bir binanın hem işlevsel hem de biçimsel olarak günümüz şartlarına ve bulunduğu tarihi dokuya uyum sağlamasıdır fikri belirtildi.

Renzo Piano’nun “Mimarlık, pratik ve ruhani dünya arasındaki bir mücadeledir” sözü konuşuldu. Mimarlığın resim, müzik gibi sanat dallarından çok daha farklı olduğu, mimarlığın pratik kaygılarla oluşturulduğu ve mimari yapının görülmek zorunda olduğu konuşuldu. Mimarlığın gerçek bir sorumluluk gerektirdiği, mimarlıkta en önemli unsurun mimarların iyi bir dinleyici olması ve mimarların insanları dinlemesi gerektiği söylenildi. Renzo Piano’nun bir diğer yapısı olan Paul Klee Center’da yapının formda, temsilde kaldığı söylenildi. Müze olarak kullanılan bu yapıda yaşana bazı fonksiyonel sıkıntılar olduğu konuşuldu. Sergiler için oluşturulan duvarların tavana asılması ve bu duvarların sağlam olmadıkları,  sergilenen eserlerin konumlarında bazı sıkıntılar çıkması vb. Pianon’un diğer bir yapısı Shard of Glass ile ilgili söyledikleri ile yaptıklarının ne kadar tutarlı olduğu üzerine konuşuldu. Shard ile düşey şehirler oluşturmayı amaçladığını ve diğer gökdelenler gibi dışa kapalı olmayacağını söyleyen Piano’nun bu sözleri üzerine konuşuldu. Düşey şehirleri oluşturmak için bir mekanın 24 saat açık olması o mekanı düşey bir şehir yapılabilir mi sorusu soruldu. Bir mekanın düşey şehir olması için o mekanın girilen bir mekan değil geçilen bir ağ olması gerektiği ve bununda bu düşey mekanların bir şekilde yatay ilişkileri kurması ile gerçekleşebileceği belirtildi. Son olarak Piano’nun, tasarımlarını yaparken parçadan bütüne gittiği ve yapılarının detayları incelendiğinde bunun okunabileceği söylenildi. Shard’ı tasarlarken yapının kimliğini belirleyen cam detaylarının ilk olarak tasarlanması gibi.

Katılımcılara Buluşmadan Önce Sunulan Kaynaklar

Katılımcılar

  • Ali Furkan Kiracı

  • Macit Aslan

  • Sabit Engin

  • Oğuzhan Koral

  • Furkan Filiz 

  • Ömer Faruk Gündüz

  • Eneshan Kavaklı

  • Münire Büyükgüllü

  • Emre Günel

  • Merve Bedir

  • Nazlıcan Kaynar

  • Barış Acar

  • Ergün Akalp

 

Share on Facebook
Share on Twitter
Please reload

Tanıtılan Yazılar

I'm busy working on my blog posts. Watch this space!

Please reload

Son Paylaşımlar

April 22, 2020

May 6, 2019

Please reload

Arşiv