Sedad Hakkı Eldem

March 29, 2017

 1908 yılında İstanbul’da dünyaya gelip, ilk ve orta öğretimini Cenevre ve Münih'te tamamlayarak vatanına tam da siyasi ve toplumsal karmaşanın olduğu sırada kavuşan (Osmanlı’nın son bulup Cumhuriyet’in kurulduğu yıllar), ardından üç yıl yurtdışında bursla yüksek lisans yapan ve aynı zamanda çeşitli ofislerde deneyimlerle tekrar uzaktan bakma fırsatı bulan; bu sırada izleyen, araştıran, deneyimleyen bir mimar Sedad Hakkı Eldem.Mimari yaşantısına baktığımızda öğrencilik yıllarından itibaren arşivlediğini, analizlediğini ve ileriki zamanlarında sentezlediğini görürüz.

 

Sedad Hakkı’nın mimari kimliğinde 4 dönem kavrayabiliriz. Erken modernist dönemle başlar Sedad Hakkı, gençlik yıllarıdır kendisinin. Dünyada ilgi gören modernizmden etkilenir, daha sonra tüm birikimlerinin ve yeni bir rejim kurulan dönemin getirdiği tutumun da etkisiyle Ulusalcı Dönemi’ni görürüz. Bu dönemde Türk mimarisiyle çağdaş mimari tekniklerini harmanladığı ‘Milli Mimari’ tutumu oluşur. Bu dönemi, dünyada gördüğümüz uluslararası üslubu hissettiğimiz Modernist dönemi takip eder. Ve yaşamının sonlarında Agha Khan Ödüllü Zeyrek SGK binasında iliklerimize kadar hissettiğimiz Bağlamsalcı dönemini görürüz.

 

 

Sedad Hakkı’nın milli mimariyi oluşturmadaki tutumunun kararlılığı karşısında farklı tarzlarda yapılar üretmesiyle, dünyada meydana gelen akımlardan etkilendiğini göstererek sürekli değiştiğini ve tekrara düşmesinin önüne geçtiğini kavrayabiliriz. Biçim mi işlevi, işlev mi biçimi takip etmeli diye cevaplar aranırken Sedat Hakkı’nın gayesi kendi gelenek ve kültürümüzü benimseyerek işlevsel ve kullanışlı yapılar üretmektir.Özellikle ulusalcı döneminde mimarideki Türk geleneklerini işlevsellikle aynı potada eriterek özümsenmiş bir mimari ortaya koyma çabası güder. Bu dönemde ülkede hissedilen ulusalcı tutumun etkisi olduğu da bir nevi söylenebilir. Hiçbir akıma bağlı kalmadığını söyleyen Sedad Hakkı Eldem bağlamı ve kullanıcıyı önemsediğini göstererek ‘Benim demek istediğim (mimarlıkta) Halka dönük, Halkla beraber.’ diyerek tarafını belirler. 
Döneminden yeni bir anlayışla farklı bir şekilde sıyrılan Sedad Hakkı Eldem tarihselciliğe bağlı kalmakla eleştirilmiş ve eleştirilebilmektedir. Fakat Sedad Hakkı Eldem hiçbir zaman eklektisizmi savunmadığını ve mimaride ilerlememizin özü benimsemekle olduğunu söyler. Aynı zamanda belirli dönemlerde yöneldiği modernist yaklaşımlarla da tutumundan kaymakla eleştirilmiştir. Kişisel bir öneri olarak bunun belki de dünyada süregelen atmosfere uyum sağlamada oluşabilecek kaymalar olduğunu söyleyebiliriz. 
Sedad Hakkı’nın kendi döneminde gerek kazandığı yarışma projeleri, kamu binaları ve akademide uzunca yıllar sürdürdüğü akademisyenliğini göz önünde tutarak kaleminin ve sözünün önemini kavradıktan sonra güncel bir soruyla şöyle bir eleştiri gelebilir: ‘’ Türkiye modernleşmesinin sorunu içe kapalılık ve dünyayla ilgilenmemek olabilir mi?’’ Ve bu önermeye karşılık Uğur Tanyeli’den şöyle bir alıntıyla ’’Temeldeki sorun, toplumun batılılaşma ve modernleşme girişimlerine karşın, kendi kültürel kimliğine nasıl sahip çıkabileceği sorunu yada ikilemidir.’’ şeklinde bir antitez sunarak sentezi sizlere bırakıyorum.
‘’Mimarlar Ne Der+?’’ bu hafta MSGSÜ’de Sedad Hakkı Eldem’i anlamaya, dönem şartlarıyla değerlendirmeye çalıştı. Soru işaretleri tabiki tükenmedi. Bitmeyen merakımızla bol soru işaretli yeni buluşmalar geçirmek dileğiyle..

 

 

Share on Facebook
Share on Twitter
Please reload

Tanıtılan Yazılar

I'm busy working on my blog posts. Watch this space!

Please reload

Son Paylaşımlar

April 22, 2020

May 6, 2019

Please reload

Arşiv