Rem Koolhaas

December 2, 2017

 

 

 

Koolhaas’ın Zihni

 

’Akıntıya karşı gelmek mi onunla birlikte ilerlemek mi ? Bazen onunla birlikte ilerlemek azımsanıyor. Mutlak gerçeklerin kabulü, idealizmi imkansız kılmaz, mutlak ilerlemeye öncülük eder.’’

Rem Koolhaas

 

 

 

 

 

 

     Gerçekten de Koolhaas yaşadığımız dünyanın bütün gerçekliğini kabul etmiş gibi görünüyor. Nitekim önüne gelen problemleri her seferinde bu denli bir zindelikle yeniden yorumlaması, değişimi, ilerlemeyi ancak bu kadar iyi kavranmış bir zihnin ürünü olabilir. Belki de hiçbir yere kondurulamayan üslubunu da bu duruma bağlayabiliriz. Koolhaas’ ın yapılarında modernizmden, dekonstrüktivizmden ve daha birçok mimari anlayıştan izler görmek mümkün. 

        Henüz AA School’da bir öğrenci iken yaptığı final projesi ile kültüre, toplumsal belleğe olan provokatör tavrı göze çarpıyordu. Koolhaas’ın projesi tasarım harikası olarak betimlediği Berlin Duvarı'na gönderme yapan bir duvarın Londra şehir merkezinde boylu boyunca uzanması idi. Şehirliler bu cazibe alanına akın ederken şehrin geri kalanı giderek çürüyüp yitiyordu. Hazırladığı bu bitirme projesi Koolhaas’ın popüler kültürle içli dışlı olmaktan vazgeçmeyip yapılarını da (tabiki yazılarını da) adeta onun bir eleştirisi olarak sunacağının habercisi niteliğindeydi.

    Peki bütün bu provokatör duruş nasıl bir yöntemle problemlere (yapılarına ,kent planlamalarına) yansıtılmaktaydı? Ve hatta yansıtılabiliyor muydu? Problemleri zihinsel (cognitive) bir tutumla algılıyor dolaysıyla bu da zihninde bazı imgeler, soyutlamalar meydana getiriyor. Bu soyutlamalar ona programdaki farklılık ve çeşitlilik gibi avantajlar sunsa da, her yöne çekilebilir bir yanları olması da yadsınamaz bir gerçek. Nitekim şu veya bu nedenlerle çevreyle bir kontrast kurma derdine düşmüş.  Casa da Música bunu gerçekleştirirken şehrin ortasına havadan düşmüş gibi bir his veriyor. Ama bunu sağlayan uygulamada yapının biçimi olduğu için bu anlama yakın başka bir soyutlamada bu ürün tekrarlanabilir hale geliyor. İhsan Bilginin de dikkat çektiği gibi ;

         Bütün zindeliğine ve zekasına rağmen Koolhaas’ın ;(söylemini değil!) pratiğini ayırt eden bu (zihinsel tutum) öncelikler değil (eğer kişisel karizması değilse!) eninde sonunda malzeme ve form tercihleri olmuştur.[1]

    Yine de bu zihinsel yaklaşım Koolhaas’ı tektipleşmekten uzak tutarak çağdaşları olan Nouvel ,Gehry ve Zaha gibi isimlerden farklı bir yere koyar. Fakat kabul edilmelidir ki zihinsel olanı demek ki genellemeleri devre dışı bırakarak , maddi dünya ile duyular dünyasını her seferinde yeniden yüzleştiren Zumthor’u [2] ise apayrı bir yere koymak gerek…

Koolhaas'ın bir röportajında Nouvel’in bazı yapılarını beğendiğini söylemesinin ardından şunları da ekledi : 

     Nouvel’in bir binası ile bizim bir binamızı karşılaştırırsanız arada önemli farklar görürsünüz. Onun binasının mevcut koşullarda çok düzgün tertemiz ve detaylı olduğunu bizim binadaysa bir tür gerçek brütalite ve kabalık görürsünüz. Ama aynı zamanda bir tür sahicilikte görürsünüz. Örtme giydirme gizleme yoktur. Evet Koolhaas gerçekten de strüktür, form ve biçimi ‘son anda düşünülmüş’ yapılar yapmıyor. Teknolojiyi yeni malzemeleri çokça kullanıyor. Ama onun teknolojiyi kullanış biçimi yapının bir türlü tariflenmemiş, (belki de olmayan) gerçek kimliğini oluşturan elemanları son bir dokunuş ile zarif ve ince göstermek niyetinde değil. Aksine hangi kabuğu hangi örtüyü örtseniz kabul edip tüketebilecek safi geçici, uçucu mimarlığa karşı teknolojiyi kalıcılığının ve varoluşçuluğunun bir aracı olarak kullanıyor. Kimliğini minimalist tutum başlığı altında teknoloji ile olabildiğine incelten ama yine de doğallıktan uzak görünen bu yapıları oldukça vahşi bulması da bundan olsa gerek. 

Koolhaas bütün mimarlığın öyküsünü okuyup kendisininkini bunların her yönden eleştirisi üzerine yazmaya çalışan bir mimar ve belki daha çok da bir mimarlık düşünürü. Onun hikayesinin sonu nereye gider bilinmez ama yazdığı 100’ün üzerinde kitap, ortaya koyduğu sayısız proje ve en önemlisi eleştirel ve hatta alaycı yaklaşımının birçok mimarlık öğrencisinin hikayesinde önemli bir yer tuttuğu, tutacağı belli..

 

[1] Bilgin, İhsan, 2015. Mimarın Soluğu(Peter Zumthor Mimarlığı Üzerine Denemeler), Metis yayınları, İstanbul.

[2] Bilgin, İhsan, 2015. Mimarın Soluğu(Peter Zumthor Mimarlığı Üzerine Denemeler), Metis yayınları, İstanbul.

 

 

 Katılımcılara buluşmadan önce sunulan kaynaklar:

Katılımcılar:

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Share on Facebook
Share on Twitter
Please reload

Tanıtılan Yazılar

I'm busy working on my blog posts. Watch this space!

Please reload

Son Paylaşımlar

April 22, 2020

May 6, 2019

Please reload

Arşiv