Mimar Kemaleddin

April 7, 2018

MİLLİ DEĞER KEMALEDDİN

 

Milli bir mimari yolda ilerlemeyi kendine hedef edinen 1870-1927 yılları arasında yaşayan milli bir değerdir Kemaleddin. Yaşadığı dönemde ülkede yaşanan sıkıntılar, ailevi sorunları ve maddi sıkıntıları onu tasarım disiplininden uzaklaştırmamış hatta en başarılı sayılabilecek eserlerini bu dönemlerde vermiştir. O halde tasarım sürecinde yaşadığı sıkıntılar mimari açıdan ‘’yaratıcılığını’’ mı tetikledi yoksa yaşadığı sıkıntıları ‘’mimari tasarıma’’ sığınarak mı aşmaya çalıştı? Ya da her ikisi birden mi? Tam olarak idrak edemesem de yaşadığı sıkıntılar olmasaydı bugün adından söz ettirebilir miydi?

 

Kemaleddin’in yapılarında ilk bakışta Osmanlı ve Selçuklu mimarisinin yoğun etkileri görüldüğünden ‘’Yeni bir akım mı yoksa Osmanlı canlandırmacılığı mı?’’ diye düşündürtüyor. Fakat detaylı incelendiğinde tasarımda kubbeler ve kulelerin kullanıldığı, yeni malzeme ve yapım tekniklerinin tercih edildiği göze çarpıyor. Bunun en belirgin örneği sayılabilecek maalesef inşa edilmemiş olan Milli Aydın Bankası için yapmış olduğu projede görmekteyiz. Projede üst katta bulunan mescidin kubbesini dönemi için çok çağdaş sayılabilecek çelik uzay çerçeve olarak tasarlamıştır. Bu malzeme ve yapım tekniklerindeki çağdaşlığında ve cesaretinde yurt dışında almış olduğu eğitim ve mimarlık eğitiminden önce aldığı mühendislik eğitiminin hiç şüphesiz büyük katkısı olmuştur.

 

Mimar Kemaleddin - Milli Aydın Bankası Projesi (2008) Resim © Mimar Kemaleddin Belgeseli - Hilmi ETİKAN

 

Yapılarında simetriklik ve aksiyal düzleme açıkça batının etkisini gösteriyor. Mekânların ölçü ve oranları Avrupa Neo-Klasizminin özelliklerine uyan nitelikte. Her ne kadar Kemaleddin’in eserlerini ulusal üslup olarak kabul etsek bile sadece cephede ulusal izler taşıması üslubunu ulusal yapar mı?

 

‘’Asırlar içinde gelişe gelişe yüzey süslemesinin en kıymetli eserlerini üretmiş olan koca bir sanat birikimi çirkin görülmeye başlandı ve neticede milli sanatımızı yitirdik. Ziyan ettik, koruyamadık.’’ diyen Mimar Kemaleddin cephe süslemesi kültürümüzü canlandırıp gelecek nesillere aktarmak mı istemişti?

 

Eskiye dönük gelenekselci bir mimar olarak eleştirilse de teknolojinin getirdiği yeniliklere projelerinde yer vermesi adeta bu eleştirilere cevap verir nitelikte. Osmanlı’nın ilk toplu konutu olan Harikzedegan Evleri’nde Mimar Kemaleddin Osmanlı döneminde ilk defa betonarmeyi kullanmıştır. 19. yüzyıl Fransa sosyal konut modellerinin gelişmiş bir versiyonu olan 4 bloktan oluşup bloklar arasında bir avlusu mevcuttur. Cephede Osmanlı Barok esintileri, kolonlarda Türk motifleri görülmektedir. Bu yapıda da gördüğümüz üzere çağın getirdiklerini titizlikle harmanlayıp cephede eskiye sadık kalmıştır.

 

Harikzedegan evleri (2015) Resim © Zekeriya İPEK

 

Edirne Tren Garında ise mimarın üslubunun tüm unsurlarını görmekteyiz. Dışa taşan saçakları, simetrik ve aksiyal düzleme, giriş vurgusu, kemerler, kuleler ve kubbeler yapıyı oluşturuyor. Genel olarak yapılarında kulelerin ve kubbelerin cephede kullanımının nedenini düşününce yatayda uzanan kütle için düşey bir hareketlilik olarak görünüyor. Yaşamına sığdırdığı onlarca önemli eserin yanında birçok anıt yapısını ilk defa bilimsel bir biçimde restore edip ülkemizde restorasyon alanına öncülük etmiştir. Mescid-i Aksa’nın onarımında gösterdiği başarısıyla uluslararası ün sahibi olmuş bir mimardır Kemaleddin.

 

En önemli yapılarından biri olan Ankara 2.Vakıf Han, 7 katlı olup betonarme iskelet sistemine göre tasarlanmıştır. Tüm yüzeyleri sıvanarak kesme taş izlenimi verecek biçimde yatay çizgilerle derzlenmiş olan yapıda pek az bezeme ögesi görülmektedir. Kemaleddin’in diğer yapılarında gördüğümüz kule, kubbe ve süslemelerine bu yapıda rastlayamıyoruz. O dönemde etkinlik gösteren uluslararası akımının etkisi altında kaldığından söz edebilir miyiz? Veya aldığı tepkilere binaen böyle bir üslup kullanmak zorunda mı kalmıştır?

 

Ankara 2.Vakıf Han (2014) Resim © İbrahim PALAZ

 

Mimar Kemaleddin’in ve 1.Ulusal akımın son eseri olan Gazi Eğitim Enstitüsü’nü tasarladığı süreçte Atatürk’ün yurt dışından çağırdığı mimarlardan olan Ersnt Arnold Egli’nin tasarladığı Gazi Eğitim Enstitüsü hakkında ağır eleştirilerine maruz kalmış ve Egli ile girdiği tartışmadan ağlayarak çıkmıştır. Bu olaydan birkaç gün sonra beyin kanaması geçirerek hayatını kaybetmiştir. Daha sonra Atatürk’ün yurt dışından getirdiği mimarla uluslararası akım, 1.Ulusal akımın sonunu getirmiştir. Bu bakımdan Mimar Kemaleddin hayatını adadığı bu akımın sonunu görmeyerek daha büyük bir dramı yaşamamış olmuştur.

 

Döneminde çok fazla eleştiriye maruz kalsa bile doğru bildiği yoldan sapmamaya çalışmış kültürümüzün gelişerek devam etmesine emek vermiş olan ölümünden onlarca yıl sonra önemini anladığımız milli bir değerdir Kemaleddin…

 

Namık Kemal Üniversitesi Mimar Kemaleddin buluşması (2018) Resim © Mimarlar Ne Der +?

 

Katılımcılara buluşmadan önce sunulan kaynaklar:

 

  • http://jfa.arch.metu.edu.tr/archive/0258-5316/1981/cilt07/sayi_1/53-76.pdf

  • http://www.biyografya.com/biyografi/9387

  • https://www.youtube.com/watch?v=TcmLvfIQZbE

  • http://mimarkemaleddinbey.kimdirkimdir.com/

  • http://www.tamsanat.net/sanatcilar/eserleri.php?sanatci=380

 

Katılımcılar:

 

  • Abdülkadir Demirel

  • Aybüke Biçer

  • Ayten Maltepe

  • Beyza Akın

  • Bülent Sevinç

  • Haktan Oğuz

  • İzzet Cem Apaydın

  • Kemal Karasakal

  • Melek Güngörmüş

  • Meltem Durmuş

  • Murat Çavuşoğlu

  • Reşat Gelal

  • Şevval Çapkın

 

 

 

Share on Facebook
Share on Twitter
Please reload

Tanıtılan Yazılar

I'm busy working on my blog posts. Watch this space!

Please reload

Son Paylaşımlar

April 22, 2020

May 6, 2019

Please reload

Arşiv