Walter Gropius

April 25, 2018

‘’Mimarlık ve İşlevsellik’’

 

 

 

1883 yılı Berlin doğumlu; mimar, kent planlayıcısı ve aynı zamanda endüstri ürünleri tasarımcısı olan Walter Gropius mimarlık eğitimini tamamladıktan sonra Berlin’e dönerek o zamanın önde gelen isimlerinden Peter Behrens’in ofisinde çalışmaya başladı ve belli bir süre sonra kendi ofisini açmaya karar verdi. Gropius’u o dönemdeki sanatçılardan ayıran en büyük özelliği, betonarme gibi yeni yapı malzemeleri ile iskelet taşıyıcılarının birleşim yöntemlerini araştırıyor olmasıydı. Belli bir süre dışavurumcu(ekspresyonist) yani doğanın olduğu gibi temsili yerine duyguların ve iç dünyanın ön plana çıkarılmasının etkisinde kalmış olsa da sonrasında kendi ilkelerini ortaya koymayı başarmıştır.

 

 

 

Bunun en güzel örneğini ilk önemli yapısı olan Fagus Fabrikasında görebiliyoruz, burası bir ayakkabı fabrikası olarak tasarlanmış. O zamanki teknolojiyle birlikte çelik ve cam , mimaride çok önemli bir yer edinmeye başladığı için, Gropius bu teknolojiden en iyi şekilde faydalanmaya çalışmış, hep çevremizde gördüğümüz kalıplaşmış betonarme yapıların dışına çıkabilmeyi kendine özgü tarzıyla başarmıştır. İlk kez bir fabrikada taşıyıcı duvar kullanılmamış, üç katlı yapı çelik iskeletine cam yüzeylerden oluşturulan dış duvarlarla taşıtılmıştır. Yapıyı tasarlarken biçimsel ya da yapımsal zorunluluklardan kaçınarak, sadece işlevselliği ön planda tutan Gropius, fabrikanın gereksindiği aydınlığı ve ışık düzeyini yakalayabilmek için dış cephesini camdan tasarlamıştır. Burada  Gropius’un malzemeleri süsleme ögesi olmaksızın kendi özelliklerine uygun kullandığını görebiliyoruz. Kendisini zorlamadan, işlevselliği sade düşünce tarzıyla harmanlayarak ortaya son derece elverişli ve estetik yapılar çıkartmıştır. ‘’Mimaride biçimlendirmenin dayanağı her zaman işlev olmalıdır.’’ diyen Gropius’un kendine has bir çizgisi olduğu ortada.

 

Fagus Fabrikası @Arkitektuel

 

 1900’lerde Harvard’da ders verdiği sırada ailesinin yaşadığı Gropius evi, mimarın Amerika’da hayata geçirdiği ilk projesidir. Belirli bir süre bu evde yaşadıktan sonra, Gropius’un ölümüyle birlikte ailesi de bu evden ayrılmıştır. Şu anda bir müze olarak kullanılmakta olan bu evde, dış cephede tuğla ve yerel ahşap kaplama malzemeler kullanılmıştır. Gropius’un ‘’Son derece mütevazi’’ olarak nitelendirdiği bu ev, tamamen beyaza boyanmasıyla, renkli şerit pencereler ve cam bloklar kullanarak bulunduğu peyzaj içerisinde yabancı bir obje gibi algılanması da ne kadar mütevazi(!) olduğunu gözler önüne seriyor.  Yalın biçim anlayışını benimsediğini her zaman dile getiren Gropuis, acaba hiç bir zaman kendisini keşfedemeyip kendisini farkında olmadan belirli bir kalıba mı sokuyor sorusunu akıllara getiriyorken malzemelerde yeni ile eski dengesini kurgulamaya çalışarak( dış cephede tuğla ve camın birlikteliği) önce yapısını tasarlayıp sonrasında ona uygun bir kılıf mı giydiriyoru da beraberinde getiriyor. 

 

   Gropius House @Mimarizm 

    Gropius House @Mimarizm 

    Gropius House @Mimarizm 

 

1926 yılında Gropius belki de mimari prensiplerini en güzel şekilde yansıtabileceği bir yapı tasarlama umuduyla çalışmaya başlamış ve önce Weimar’da bulunan Bauhaus Dessau politik nedenlerden ötürü Dessau’ya taşınmasıyla projenin ilk adımları atılmıştır. Mimarlık ve Sanat okulu olarak tasarlanmasıyla birlikte, Walter o dönemde bölgede fazlasıyla bulunan uçak pervanelerinden referans alarak yapının planını bir rüzgar gülü şeklinde yerleştirilmiş kütleler ve aralarında hiç bir kopukluk olmadan üç bölmeye ayırmış(ofisler,atölyeler ve okul, konut) iki katlı köprüyle birbirine bağlamıştır. Şu anki döneme baktığımızda birbirinden  tamamıyla ayrılan bu üç bölümü Gropius’un bu denli bir arada tutmak istemesinin nedeni sadece yemekhanelere ve toplantı salonuna erişimi kolaylaştırmak değil. Gropius, sanatçı ile zanaatkar arasında temelde bir fark olmadığını, ikisinin arasında ayrım yapmadan yeni bir lonca kurulması gerektiğini öne sürüyordu. Gropius burada strüktürel ve teknolojik yenilikleri katmayı da kendine dert edinmiş ve yapıda cam, betonarme, tuğla ve mantar çatı kullanmıştır. Planlardaki gözden kaçınılmaz netlik, tasarımdaki özgün geometrik oynamalar ve sadeliğiyle Gropius kendisine ait özgün bir imza yaratıyor ya da  bizler bunu bir imza olarak nitelendiriyoruz.

Bauhaus Dessau @Arkitektuel 

 

Kadir Has Üniversitesi Walter Gropius Buluşması(2018) Resim@ Mimarlar Ne Der?

 

 

Buluşmadan önce katılımcılara sunulan kaynaklar:

 

Katılımcılar:

  • Hüseyin Sancar

  • Buğra Atılkan

  • Ayşegül Şakalak

  • Dilara Patlar

  • Simay Tandoğan

 

 

 

 

Share on Facebook
Share on Twitter
Please reload

Tanıtılan Yazılar

I'm busy working on my blog posts. Watch this space!

Please reload

Son Paylaşımlar

April 22, 2020

May 6, 2019

Please reload

Arşiv