Richard Sennett

September 20, 2018

 Richard Sennett ve

Kamusal Alan Kavramı

 

Richard Sennett 1943 yılında Chicago’da doğmuştur. Eğitimini Chicago ve Harvard Üniversiteleri’nde tamamlamıştır. Harward ve New York Üniversiteleri ile London School Of Economics’te dersler vermiştir. Ayrıca 1980’lerde UNESCO’da danışmanlık Amerikan Çalışma Konseyi’nde başkanlık yapmıştır.

 

Richard Sennett kamusal alan ve buradaki ilişkilere dair kuramlar geliştirmiştir. Richard Sennett’in kent sosyolojisi, kent kültürü ve kent çalışmaları bağlamında ele alınabilecek çalışmaları vardır. Bu çalışmalarında sınıf, şehir hayatı ve kimlik üzerinde odaklanmıştır. Bir diğer araştırmalarında ise modern hayatta kamusal ve özel yaşamın değişen dengelerini incelemektedir.

 

Kamusal alan ve toplumsallaşma Richard Sennett’e göre nedir? "Kamusal İnsanın Çöküşü" kitabında durumu şöyle özetler:"Kamusal hayat bir zamanlar hayat doluydu ve kişiler çok önemliydi. Yabancılarla duygusal bağlar kurarak insanın oyun yeteneğini çoğaltan, toplumsallaşmasını medenileşmesini sağlayan bir kamusallık vardı. Bütünlüklü ifadesini 18.yy Avrupa şehirlerinde bulan bu kamusallık zamanla ağırlığını yitirerek yerini özel hayata bıraktı. Kamusal hayat artık özel hayatın gerektirdiği oranda önemli olmaya başladı. Bugün tanımadığımız ama aynı şehirde yaşadığımız insanlarla kurulacak çok boyutlu ilişki ve hazlardan yoksun kalıyoruz."

    

Öyleyse kamusal alan nedir? Kamusal alan dediğimizde aklımıza iki taraflı bir kavram geliyor. İlki devleti temsil eden, ikincisi ise halkı bir araya getiren şey. Kamusal alan tanımı esnektir. Keskin tanımların yapılması yetersizdir. Peki kamusal alanı belirleyen şey nedir? Sadece iletişim ya da sadece sosyallik mi?

     

Kamusal alan diyebilmemiz için kapalı ve açık alanların olması yetersizdir. Önemli olan ihtiyaç doğrultusunda işlev yüklenmesidir. Aynı zamanda özgür olarak fikirlerini aktarabileceği, farklı fikirlere sahip insanlarla toplanıp tartışılabilecek alanlardır. Yani bu yönden bakıldığında iletişim ve sosyallik göz ardı edilmemelidir. Bir örnek vermek gerekirse mahallelerdeki cumbalı evlerin altında subasman seviyesine kadar çıkan merdivenlerin üzeri bireysel iletişim mekanı durumundadır. Bir farklı örnek de meclis. Meclisi fikirlerin beyan edildiği yer olarak görüyoruz ama belki birinin fikri bu görüşlerden birine dahi uymuyor. Ayrıca meclis halkın meclisi fakat istenildiği zaman girilmiyor. Peki bu durumda kamusal olarak sayabilir miyiz meclisi?

     

Kamusal alan toplumun kültürünün de ifade edildiği yerlerdir.  İnsanın bir toplum üyesi olarak varlık kazanması, kültürünü benimsemesi ve özümsemesi ile mümkün olabilir. Kültür; toplumun ve insanın öğrendiği, edindiği; bilgi, sanat, gelenek, görenek, yetenek, beceri ve alışkanlıkları içine alır; toplumsal değerler içerir. Aynı zamanda kamusal kültürle alakalı görüşler vardır. Bunları birkaç alıntı ile açıklayabiliriz: “Kamusal Sanat Kamusal Kültür Yaratır”. (Reader, A. 1989). “Kamusal alan, sosyal ve politik sorunların çözümü amacıyla kişiler arasında değerler ve ölçütler üzerinde anlaşmaya varılma imkanının bulunduğu yaşam alanıdır” (Mutlu, 2004: 164). “Kültürü meta biçimine getiren ve onu tartışılmaya uygun bir yapıya dönüştüren kamusal topluluk, dışa kapalı olmayan bir nitelik kazanmaktadır” (Habermas, 2003: 107)

      

Kamusal alanlar görsel bir pazarın içerisinde kente uygun bir imaj verebilmek için kullanılan araçlardan biridir. Kentsel kimlik kamusal alanın kalitesine, işlevine bağlı olarak gelişir.

      

Kamusal alanlar kentlerde hareket, kullanım, sosyalleşme ve kimlik bulma sağlar ve kentin gelişimi için gerekli omurgayı oluşturur. Hareketlerin ve insanlar arası ilişkilerin dağılımına yardımcı olur. Tarihin katmanlaştığı sınırın tartışıldığı, kanunun test edildiği bir yer de olabilir. Kamusal alanlar farklı toplumların kültürlerine ait ortak bir payda bulunduğu alanlar olabilir. Bu farklı ölçeklere sahip olabilir.

       

Habermas’ın kamusal alan hakkındaki görüşleri üzerinde biraz yoğunlaşalım. Habermas kamusal alanı fiziksel ve sembolik anlamda kullanmaktadır. Bu alanın cadde, sokak, meydanlardan oluşması ve kamusal alanda toplumun şikayetlerini belirtmesi nedeniyle fiziksel açıdan kullanmıştır. Sembolik anlamda kullanması ise kamusal alanın kamusal düşünce, kamusal görüşün garanti olduğu bir alan olmasından dolayıdır. Günlük karşılaşmalara, değerlere, fikirlere önem verir. Yani diyebiliriz ki yapısal dönüşüme uğramış olan yeni kamusal alan için, tarafların birbirleri üzerinde baskı kurmadan özgürce fikirlerini paylaşabileceği ve iletişime geçebileceği bir eylem biçimini savunmaktadır. Özetle; kamusal alanı net çizgiler içinde tanımlamak her kesim için doğru algılanmaz. Kamusal alanı tarif ederken onu tek başına tanımlamak yerine toplumla birlikte ele almak daha sağlıklı sonuçlar çıkarmamıza sebep olabilir. Yani kamusal alanı bir betonu yığını olarak düşünmektense bulunduğu kültürel ve yapısal çevresiyle olan ilişkisini baz alarak tanımlamak daha açıklayıcı olabilir.

 

Kocaeli Üniversitesi Richard Sennett Buluşması (2018). Mimarlar Ne Der +?

 

 

Katılımcılara buluşmadan önce sunulan kaynaklar:

 

Görme Biçimleri - John Berger

http://dergipark.gov.tr/download/article-file/151574

http://dergipark.gov.tr/download/article-file/150443

https://www.google.com/url?q=https://tarihibilgi.org/richard-sennett-kimdir/&sa=D&ust=1533571552049000&usg=AFQjCNEUrQRZ6JwVhcqop_WqglD4raYyaw

https://www.insanokur.org/otorite-richard-sennett/

 

Katılımcılar: 

 

Fatmanur Selçuk

Sidar İlhan

Ayşe Sena Topay

Kübra Karaman

Meryem Yiğit

Oğuzhan Koral

Ahmet Alperen Şentürk

Ayşegül Şakalak

 

 

 

Share on Facebook
Share on Twitter
Please reload

Tanıtılan Yazılar

I'm busy working on my blog posts. Watch this space!

Please reload

Son Paylaşımlar

April 22, 2020

May 6, 2019

Please reload

Arşiv