Michelangelo

November 3, 2018

 

Michelangelo 15.yy’ın son çeyreğinde İtalya’da dünyaya geldi. Babası sanatla uğraşmamasını istese de babasının fikrini değiştirerek 13 yaşında ressam atölyesinde çıraklığa başladı. Bu erken yaşta sanatsal anlamda hızla gelişmeye başlamasını sağladı. Gençlik yıllarındaki uğraşları aslında sanat alanındaki düşüncelerinin temelini atmasını sağladı. Aynı zamanda bu dönemde kendi yolunu çiziyordu ancak bunun farkında değildi. Aslında ‘’Ağaç yaş iken eğilir.’’ atasözümüz bu durumu çok iyi açıklamaktadır.

 

16. yy dünyasında bilginin sınırlı olması insanları farklı alanlarda kendini geliştirmeye ve kendini farklı alanlarda geliştirenlere polimat deniyordu. Günümüze baktığımızda bilginin sınırı yok ve çok kolay ulaşılabilir düzeyde. Ancak bilgiye ne kadar kolay ulaşabiliyorsak bilginin o kadar da kolay içinde boğulabiliyoruz. Bu durum aklımıza şu soruyu getiriyor, acaba bilgiyi belirli bir seviyede mi tutmalıyız? Ancak bu durum bizi bazı müeyyidelerle karşı karşıya getirmekte. Bilgiyi belirli seviyede tutmaya çalışırken aslında ihtiyacımız olan bilgiyi kaçırmış olabiliriz. Bu durum bizlere bilginin sınırını belirlerken çok kesin çizgiler çekmememiz ve biraz esnek olmamız gerektiğini göstermekte.  Hem bilginin içinde boğulmamızı önlemekte hem de eksiklerin görülüp tamamlanmasında tasarımcıya referans olmakta. Tasarımcı ne kadar çok bilgi o kadar iyi mantığıyla ilerlemek yerine gerçekten ihtiyaç duyduğu bilgileri tasarımında benimserse daha sanatsal ve anlamsal bir eserin ortaya çıkacağını düşünmekteyiz.

 

Teknolojin hızla ilerleyişi, bilgiye olan ulaşılabilirliği artırmaktadır. Bu yüzden dallanıp budaklanan bu bilgi hazinesi sürekli yeni bir alan oluşturmakta, bu alanlarının çokluğu günümüz insanlarının polimat olmasını engellemektedir. Yani yapı için farklı alanlardaki bilgileri bir araya toplamak yerine aynı alanın içerisinde çalışıyoruz. İnsanlar artık birbirine ihtiyaç duyuyorlar. Öznelliği de içinde barındıran mimarlık için bu nasıl bir etki yaratıyor? Bilgi, yapı sanatını mı öldürüyor? Bu konu hakkında olumlu ve olumsuz düşünceler ortaya atılıyor ancak bundan daha önemli olan şey düşüncelerin ortak paydasında sanatın artık değersiz olduğu ifade ediliyor. Bu sonuç aklımıza şu soruyu getiriyor, neden artık sanata değer vermiyoruz? 

 

     Fotoğraf, San Lorenzo'nun cephesinin maketi © pivada                       Fotoğraf, San Lorenzo Bazilikası © pivada

 

Michelangelo ressam, heykeltıraş, şair ve aynı zamanda mimardır. İlk mimari işi olan San Lorenzo Bazilikasının cephe inşaatının projesini Papalığın emriyle memleketi Floransa’da gerçekleştirmiştir.  Taş ocaklarında uygun mermeri bulmak için üç yılını geçirdiği cephe projesi, Papanın vazgeçmesi nedeniyle hiçbir zaman gerçekleşmeyecekti. Bunun ardından San Lorenzo Bazilikasında bulunan mezar şapeli ve kütüphane üzerinde çalışmaya başladı. San Lorenzo kütüphanesinde yer alan merdiven tasarımı Michelangelo’nun tasarımı doğrultusunda başka bir mimar tarafından tamamlanmıştır. Aynı zamanda bu yapıdaki diğer tasarımı olan iç duvar tasarımıyla, kendine özgü bir sanat anlayışı olduğunu ve aynı zamanda erken Rönesans dönemi sanat anlayışına zıt düştüğünü çok bariz şekilde görürüz. Aslında tezat bir sanat anlayışı olduğunu fırsat buldukça bizim göze sokmak tabiriyle belirtiğimiz şekilde gerçekleştirmiştir. Rönesans dönemine tezat sanat düşüncesine bir başka örnek ise Rönesans döneminde mimari elemanlar görsel ve estetik katmak amacıyla tasarlanırken Michelangelo tarafından tam tersi rahatsız edici bir şekilde tasarlanmıştır. Rönesans dönemine karşı bu zıt düşüncelerle maniyerist üslup tanımlanmıştır. Bu üslubun mimarlıktaki ilk temsilcisi Michelangelo’dur.

 

Michelangelo 74 yaşındayken St. Pietro Bazilikası’nın mimarı olarak görevlendirildi. Her şeyin tasarıma uygun ilerlemesini isteyen Michelangelo, bunun bir maketini yapmıştır. Michelangelo’nun maketleri yeni bir sunum tekniğini ortaya çıkarmıştır. Michelangelo St. Pietro Bazilikası’nda bulunan kubbeleri tasarlarken doğulu mimarları ve onların eserlerini incelemiş ve onlardan esinlenmiştir.

 

Arel Üniversitesi Michelangelo Buluşması (2018) Mimarlar Ne Der +?

 

Buluşmadan önce katılımcılara sunulan kaynaklar:

 

  • http://arsizsanat.com/bir-mimar-olarak-michelangelo/  

  • https://www.pivada.com/michelangelo-Ilk-mimari-Isleri-2

  • https://www.pivada.com/michelangelo-buonarroti

  • http://www.unutulmussanatlar.com/2014/01/maniyerizm-sanat-uslubu_19.html?m=1

  • https://mimarihaber.net/2016/12/06/maniyerizm-mimarligi

  • http://www.restoraturk.com/index.php/mimarlik/213-maniyerist-mimarlik

  • https://m.youtube.com/watch?v=Al9Ci2Ye03s

 

Katılımcılar:

 

  • Yağmur Çakır

  • Salim Aktaş

  • Türkan Caran

  • Taha Atakan Avcı

  • Şevval Şahin

  • Semih Gül

  • İzel Engin

  • Bilal Kaya

  • Rümeysa Kalyoncu

  • İsmail Aydın

 

 

Share on Facebook
Share on Twitter
Please reload

Tanıtılan Yazılar

I'm busy working on my blog posts. Watch this space!

Please reload

Son Paylaşımlar

April 22, 2020

May 6, 2019

Please reload

Arşiv